Gülnar Kalkınma ve Eğitim Derneği


GÜLNAR İHL VE İDRİS EKŞİ'Lİ YILLARIM(5)
OsmanAtaş tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 03 Mart 2010 21:24

GÜLNAR İHL VE İDRİS EKŞİ'Lİ YILLARIM(5)

                Gülnar’da yaşadığım ilk günler bende öylesine  derin izler bıraktı ki tebessüm etmek istediğim zaman geçmiş zaman sayfalarını büyük bir huşu ile çeviriyorum.(Tabi tebessüm ederken kimseye görünmemeye çalışıyorum,insanlar yanlış anlarlar diye.Gerçi telaşlanmaya gerek yok,düşünen adam heykelinin bulunduğu Bakırköy mekanıma 3 km uzaklıkta)

              Gülnar’a varınca önce hökemet gibi hükümet konağını gördüm ve devlete olan saygı(korku)mdan konağın kapısından içeriye öğrencilik hayatım boyunca girmeye hiç cesaret edemedim.Yeni kaymakamımız hükümet konağının etrafındaki milletle devleti ayıran duvarı yıktırmış diyorlar.Eline sağlık ,pardon kaymakam duvar işi mi yapar,vizyonuna sağlık sayın kaymakamım.Sonra lokanta diye bir kavram ve yer öğrendim.Yukarı çarşının güney sırasındaki lokantada(ismini hatırlayamıyorum)içtiğim çorbanın ve yediğim yoğurdun tadını hala unutamıyorum.Bir de çınar ağacının dibinde bir lahmacuncu var.Lahmacun diye bir nesneyi orada gördüm,tanıdım ve tattım.Orası mübarek lokanta değil,durmadan dolup boşalan istanbuldaki metrobüsler gibiydi ve görevli değişmeyen ses tonuyla “lahmacın,bıyırınnn”diyordu.

              Kurşun kalemin çıtçıtlısını görünce büyük bir teknoloji harikası gibi gibi gelmişti.Matematik öğretmenimiz Ali Bey X’ten,ingilizce öğretmenimiz Mine hanım W’den bahsedince hocalarımızın memleketi böldüğünü zannetmiştik(demokratik açılım yapıyorlarmış) ama çok sonraları hayatımızın aslında X(bilinmeyen)ten ibaret olduğunu,W’nin dünyanın başına bela(kusura bakmayın bush’lar,siz bushsanız ben ne yapayım) olduğunu anladık ancak matematik öğretmenimiz Hasan Hocamızın anlattıklarından hiçbir şey anlamadık.Hasan Hocamız öylesine düzenli bir öğretmenimizdi ki matemetik dersi isimli şiirin kafiyesi bozulmasın diye bütün sınıfa 10 üzerinden 2 verirdi.Bazı arkadaşlarımız zaman zaman şiirin kafiyesini bozsa da sınıfın not ahengi bozulmadı.Hasan Hocamız   sınıfta yazılı sorularını hazırlarken çaktırmadan bir soru çaldık ama sonuç yine değişmedi(iki)2.Bütün hocalarımızın dayak atması adiyattandı ama sadece Hasan hocamızın kız arkadaşların yüzüne vurması yüzüne vurulması  gereken bir ayıbıydı.Bazı arkadaşlardan(isimlerini söyleyemem)Hasan Hocamızın dersiyle alakalı yaz aylarında bütünleme sınavlarıyla ilgili soru borsası oluştuğunu duyduk ama sanırım şirket batmadı.

                 Pek çok hocamız(sıra hepsine gelecek) bizde değişik kıvamlarda hatıralar bıraktı.Mesela trafikteki keskin U dönüşünü ehliyet kursundan ve askerlikten önce Salih hocamızdan uygulamalı olarak öğrendik.(Bu nükteyi sadece bizim sınıf anlar,yaşayan bilir.)Bilmiyorum hala görev yapıyor mudur ama sıcak ilgiyi de Mustafa Sarı hocamızdan öğrendik.7 senelik öğrencilik hayatımın en sıcak ilgisi:Tahminen orta 2 iken bahçede yalnız başıma kim bilir hangi alemlerde dolaşırken Mustafa Hocam başımı okşadı ve halimi hatırımı sordu.O gün bu gündür hayatıma yön veren bu empatiyle hareket ediyorum.

             Bazen sararmış eski fotoğraflara bakınca okul yıllarımızın ne kadar renkli olduğunu görüyorum,gökkuşağı gibi rengarenk.Öyle renkli ki  gömlek ayrı,kravat ayrı,çeket ayrı,pantolon ayrı renkte,ayakkabılar zaten çamur renginde  .Belki çorabının biri diğerinden farklı olan arkadaşlarımız da varmıştır.(Modacı Neslihan Yargıcı ve Cemil İpekçi bu kreaksiyonları mutlaka değerlendirmeli.)Elbiselerimizin rengi değişebiliyordu ama yüzümüzün rengi hep aynıydı:mor kırmızı(Gülnarın soğuğu sağolsun!)

              Bu renklilikle birlikte Gülnar’da her şey doğaldı.Yediğimiz ekmek(anamın yufka ekmekleri,ellerine sağlık),içtiğimiz su,soluduğumuz hava,ısındığımız odun ateşi(kavak dalları,ormancıların duymayacağını bilsem başka ağaçlar da söylerim.)konuşmalarımız,gülüşmelerimiz,esprilerimiz,elbiselerimiz her şey doğaldı. Kimse yemekte sarımsak ,soğan yemeden çekinmez,kimse traktörle yolculuk etmekten yerinmez,kimse hiçbir özelliğinden ve eksikliğinden dolayı üzülmez,kimse çatalla bıçağın hangi elde olacağını dert etmez,kimse tavuğu Erol Taş gibi yemek varken çatalla hücum etmeye iltifat etmezdi.Her şey çok doğaldı hatta o kadar doğaldı ki başta idarecilerimiz olmak üzere hocalarımızın her türlü(elle,tekmeyle,sopayla,sözle...)işkencesi bile doğaldı.Hem dayak Cennetten çıkmamış mıydı?Üniversitede bir hocamız pedegoji dersinde bu söze enfes bir yorum getirdi:Dayak öyle kötü ki cennette barınamadı ve  kovuldu.

             Biz 93 mezunları yaşadığımız sıkıntıları bile Adana kebabına tadını veren acılı baharat kabul ederek”Şimdi bize kaybolan yıllarımızı verseler.”diyoruz

Yorumlar

B
i
u
Quote
Code
List
List item
URL
İsim *
Kod   
ChronoComments by Joomla Professional Solutions
Yorumu Gönder
 

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 18 konuk çevrimiçi
Yok

İstatistikler

Üyeler : 208
İçerik : 230
Web Bağlantıları : 6

Mesajlarınız



Giriş yapmamışsınız.

Ziyaretçi Sayacı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBu Hafta66
mod_vvisit_counterBu ay1259
mod_vvisit_counterToplam93549

Üye Girişi


You are here  :