| KÖYÜM(AVURGA)ÜN SERAMONİSİ |
| OsmanAtaş tarafından yazıldı. |
| Cuma, 21 Mayıs 2010 21:14 |
|
KÖYÜM(AVURGA)ÜN SERAMONİSİ Gülnarlılar.org sitesine yaptığım mutad ziyaretlerden birinde köyümü anlatan,yaşatan, anımsatan ve hatırlatan bir tanıtım videosu izledim. Köyümün güzelliklerini sılada ve gurbette, yakında ve uzakta,sabah akşam, gece gündüz, çocuklukta, gençlikte ve yaşlılık öncesinde iliklerime kadar yaşasam da hiçbir zaman böyle güzel anlatamamıştım ve benim gibi hissederim söyleyemem diyen çoook Avurgalı vardır.
Öncelikle seçilen müzik fist class(ingilizcem nasıl ama...)fotoğrafların da MP(ayakkabı markası olan değil) kalitesi üst düzey,çekilen ve seçilen resimler de tam bir profesyonellik örneği.Bilgisayar ekranında o klibi izlemeye başlayınca zamanı geriye alıyorum,taşı toprağı benim için altından da kıymetli olan(kimse para vermese de...),taşında toprağında,havasında suyunda ,deresinde tepesinde,balığında tavasında geziyor; zamanı ve mekanı süzüyor,klip bitince de hasret ateşinde köz oluyorum.Söz olmayacağını bilsem köyümün esaslı bir aşk destanını yazarım ama dile düşeceğimden dolayı karizmayı çizdirmemek için göz yaşımı gönlüme akıtarak şu kadarcıkla iktifa ediyorum.Ey Avurga ,çile çektirdin çile;dile düşürdün dile;yıllardır gurbetteyim (hem de ne gurbet tam 25 yıl)göz yaşım sile sile...(arabeskin izleri harddiskten bir türlü silinmiyor) Tanıtım videosunda gelin abamı kilim dokurken görmek(25 yıl önce de öyleydi),sabanla tarla sürülüşünü ,köyün tarihi kalıntılarını,bir gölgelikte gölgelenen fıat traktörü,ağzımın suyunu akıtan üzüm,kayısı,şeftali v.s.,tepeciği,arka fonda minareli(yeni) camii ve köy manzarasıyla yeşilçam artistlerine taş çıkartan Jön Yakup’u ,nice susuz yolcuya su veren çeşmeyi,evet evet köy camiinin minaresi(ilk görünce fotoshop zannettim sonra telefonla sağlamasını yaptım,doğruymuş;demek ki köye gitmeyeli uzun zaman olmuş) ve köyü en güzel şekilde özetleyen fotoğraflar(keçileri otlatan kız çocuğu,bir ömür peşinden koştuğu keçileriyle Dede,şelale ,küçük çayın berrak suları,tavada balık...) O görüntüleri bilgisayar ekranında sanal ortamda izlerken kendimi rahmetli Kemal Sunal gibi hissettim.Rahmetli karnı aç ve açlığını dindirmek için camın arkasındaki kızarmış tavuklara banmak istiyor ama kızarmış tavuğun hayaliyle idare ediyor. Köyümün ve köylümün ilk fatoğrafları yanılmıyorsam Almanya’da işçilik yapıp köye dönmüş olan Hüsnü Basır’ın deklanşöründen çıkmış.Şimdi dijital olmayan ne kaldı ki...Bu klipteki en isabetli seçim başta da söylediğim gibi seçilen müzik.Bu müziğin benim için deayrı bir anlamı var.Üniversite yıllarında sınıfımızda kırgız,özbek,kazak,türmen ve azeri arkadaşlar vardı.Ben de tipoloji olarak (gözler küçük ve çekik,saçlar düz ve asabi) onlara benzediğim için hocalar bana ‘’sen hangi ülkedensin?’’diyorlardı.Hatta ömrümün ilk yolsuzluğunu onlar sayesinde yaptım.Orta Asyalı arkadaşlar yazın ülkelerine dönerlerken kimliklerini bana bırakırlar,ben de bütün yaz boyunca otobüslere bedava binerdim.(Allah affetsin) Bu kırgız ya da kazak müziğinden daha güzel hiçbir şey anlatamazdı;beni,benliğimi,köyümü ,köylümü ve dahi köylü gönlümü...Dombra’nın tellerinden yükselen nağmeler sanki gönlümün bamteline mızrabını dokundurmuş gibi ince bir sızı salıyor yüreğime.Beni taa canevimden yakalıyor ‘’Siyah gözlerine beni de götür.’’ diyen şair gibi sesimi duy ey Avurga;’’Dünyanın kaderini değiştirmeye ahdetmiş bir gaye-i hayalim olmasaydı ‘’İnsan meftun olduğu şeyin kollarında can verir.’’ diyen Hocaefendi gibi ben de senin kollarında hayatı yudumlamak isterdim ama ne yazık ki şansını kaybettin;çünkü ayın ışığı da güzeldir ama güneş doğunca esamesi okunmaz ve kaybolur. Ve Nazım Hikmet’in farklı bir niyetle söylediği ama niyeti tağyir edersek tam benim cümlelerim:’’Güzel günler göreceğiz çocuklar,güzel günler göreceğiz.Mutluluklara ereceğiz çocuklar, mutluluklara ereceğiz.’’ |
Giriş yapmamışsınız.






![]() | Bu Hafta | 1809 |
![]() | Bu ay | 1067 |
![]() | Toplam | 93357 |
Yorumlar
Allaha emanet ol.