Gülnar Kalkınma ve Eğitim Derneği


Tarihi yerler


MENNAN (MENNEN) KALESİ

      Anadolu’daki kalelerin en kolay savunulanı, ama en zor ele geçirileni, hatta zamanına göre elde edilmesi, teslim alınması olanaksız olanıdır. Kalenin konumu, sağlamlığı, çevresinin dik yamaçlar, derin vadilerle çevrili olması, top menzilinden uzak bulunması nedeniyle Kale, bir çok kavmin güvenip sığındığı korunak yeri olmuştur. Kalenin ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Mennan Kalesi hakkında geniş araştırmalar yapan Şeref Kişmir’in yazdıklarına bakalım.



  Şeref Kişmir’e göre: Çeşitli kaynaklar kalenin adını Menyan, Minan, Mennan ya da Mennen olarak yazmaktadır. Ama kalenini adının son olarak Mennan olduğu sanılmaktadır.

Devamını oku...
 

MEYDANCIK KALESİ (KIRSHU)

Kale

Gülnar coğrafyasının en eski yerleşimi olan Kirshu Antikçağ’dan günümüze Luvi, Pers, Helen, Roma, Bizans, selçuklu, Osmanlı uygarlıklarının izlerini, duvar yazılarını ve resimleri taşıyan çok önemli bir örendir. Burada yapılan yüzeysel arkeolojik araştırmalardaki buluntular yalnız bölgemizin değil Anadolu Uygarlıkları’nın da geçmiş tarihine ışık tutacak değerlerdir.

  Meydancık Kale(Kirshu), Gülnar’ın 10km. güneyinde, Emirhacı Köyü sınırları içindedir. Çam ormanları ile örtülü bir alandır. Arkeolojik sit, doğu batı yönünde uzanan 700m.

Devamını oku...
 

 DEMİRÖZÜ (HORTU) 


  Eski adı Hortu olan 1960 yılında adı değiştirilerek Demirözü yapılan köyün Gülnar Merkezi’ne olan uzaklığı 27km.dir. Gülnar-Ermenek Yolu ile ulaşmak mümkündür. Demirözü’nde tarihi kalıntıların çok oluşu burada daha önceden yaşamış bir kavmin olduğu konusunda kesin delildir. Köy içindeki Maltepesi’nde büyük bir höyük bulunmaktadır. Höyüğün içine doğru uzanan bir de kuyu vardır. Bu dar kuyunun hava deliği olduğu sanılmaktadır.
  
  1968 yılında ilçede hükümet tabibi olan Dr. Yüksel Burkutoğlu Hortu’da yasal bir kazı yaptırmıştır. Küp ve mezarlardan kuyumculuk işçiliği çok iyi olan küpe ve takılar, kız motifli bronz kantar topları ile 26cm. uzunlukta PAN HEYKELİ (dünyada iki tane olduğu sanılıyor), bir EROS ve bir ATLAS heykeli bulunmuştur. Bu kazıda Roma-Helen Dönemi’ne ait 267 parça eser çıkartılarak Silifke Müzesi’ne teslim edilmiştir. Höyüğün güneydoğu kısmında bir kapısı olduğu bilinmektedir.

Devamını oku...
 

ŞEYH ALİYY-İ SEMERKANDİ TÜRBESİ
 ve ŞEYH ALİ PINARI (Pınarbaşı)

  

  Gülnar’ın düşünce dünyasında oldukça önemli yeri olan büyük din bilgini Şeyh Aliyy-i Semerkandi hakkındaki bilgilerin kaynağı İ.Hakkı Konyalı’dır.

  Şeyh Ali Semerkand’da doğmuştur. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Babası Yahya, Şirvan’da doğmuş, Hazreti Peygamberin sülalesinden, sadattan imiş. Tarikat ilimlerini bitirdikten sonra Semerkand’a gelmiş, burada evlenmiştir. Aliyy-i Semerkandi 12 yaşındayken annesi ölmüş. Daha çocuk yaşlarda çok zeki birisi olduğu hemen dikkati çekiyormuş. 12 yaşındayken Kur’anı on iki usule göre okuyabiliyor, tevsir edebiliyor ve akıl ilimlerinde de büyük maharete sahip olduğu görülüyormuş.
PINARBAŞI (Şeyh Ali Pınarı)
 
Zeyne’de pınar çoktur. Bunlar içinden özellikle Pınarbaşı, diğer adıyla Şeyh Ali Pınarı görülmeye değer bir yerdir. Bu pınar ile ilgili yine İ.Hakkı Konyalı’nın yazdıklarına bir bakalım:


  Sonra babasının yanına Şirvan’a dönmüş. Babası ona tarikat adabını öğretmiş, irşad (doğru yola davet icazetnamesi) vermiş. Babasından izin alarak Semerkand’a gelmiş. Hazreti peygamberin işaretleriyle Dem Mağarası’nda halvete girmiş. Rivayete göre manevi işaretlere uyarak elindeki yeşil asayı Rum’dan yana atmış. Asa da Zeyne yakınına düşmüş.
Mustafa Duru
  Şeyh Aliyy-i Semerkandi’nin Rum’dan yana attığı yeşil asa Pınarbaşı’na, pınarın bulunduğu yere düşmüştür. Bu nedenle Halk buraya Şeyh Ali, Şeyh Zeynel Abidin Pınarı diyor. Şimdiki adı da Pınarbaşı’dır. Zeynel Abidin, Aliyy-i Semerkandi’nin oğludur.

  Burada yaşları 5-6 asrı bulan beş çınar ağacından zaman içinde biri yanmış olsa da, dördü şimdi de ayaktadır. Çınarlardan birisinin çevresi 22,5m., bir diğerinin çevresi 9,2m. dir. Kaç tane değirmeni birlikte döndürecek büyüklükteki pınarın üstüne, çınar ağacı, kıskançlıktan dolayı bağdaş kurup oturmuş gibidir. Temmuzda karpuzu çatlatan, eli donduran billur suyu, çınar sanki yalnız kendi içine akıtmak ister gibi kapsamıştır. Fakat çınar, pınardaki o dirilik, zindelik iksirini zaptedemiyor. Su köklerin altından kaynayıp fışkırıyor.

  Çınar, sanki doğal ömrünü tamamladıktan sonra bile pınarı başkasına bırakmak istemiyor. Boşalan göbeği içinde yetiştirdiği yavru şimdiden 100 yaşını doldurmuşa benziyor. İkinci çınarın köklerinden de sular fışkırıyor. İkisi birlikte küçük bir ırmak oluşturarak bahçelerin, tarlaların arasından billur gibi Göksu Nehri’ne akıyor.

  Aliyy-i Semarkandi asasının arkasından yollara düşer ve Karaman’a gelir. Karaman halkı onu Larende’ye davet eder. Larende de bir müddet kalır. Sene 1432 dir. Larende’de 4 ciltlik Bahr-ul Ülum isimli tevsirini yazar. Bir süre sonra Larende’den Zeyne’ye gelip yerleşir.

  Şeyh Aliyy-i Semarkandi’den bahseden bütün tarihçiler onun dünya ilimlerine fevkalade önem verdiğini anlatırlar. Madde ilimlere üstün bir yer tanıyan “Akl ile nakl karşılaşınca akıl tercih edilir” diyebilen bir alimdir. Benim açımdan da işin özü bu cümlede yatmaktadır. Kaynaklar Semarkandi’nin 1455-1457 yıllarında öldüğünü söylüyor.

  ESERLERİ

  Neşri Atlay’ın belirttiğine göre; Zeyne’deki eski hatip Münib Hoca’nın elinde baş sayfası koptuğu için adı bilinmeyen, ama adının Bahr-il-Ülum olduğu sanılan bir kitap vardır.
 
Bağdat’lı İsmail Paşa’nın belirttiğine göre Şeyh Aliyy-i Semarkandi’nin şu eserleri vardır.

Mücadele suresine kadar dört ciltlik Kur’an Tefsiri.
Şemsiye Şerhine haşiye(dip not, açıklayıcı notlar)
Metalı Şerhine haşiye
Seyyid Şerif’in Muvakıf Şerhine haşiye

Aliyy-i Semarkandi’nin (Makalat’ı Şerife Makale) denilen ve Nur Bahş tarafından Türkçe’ye çevrilen en iyi yazmalarından birisi İzzet Koyunoğlu Kütüphanesi’nde dir. Bunda 37 makale vardır. Özel koleksiyonlarda ve devlet kütüphanelerinde çeşitli zamanlarda yazılmış nüshaları vardır.

  Yine İzzet Koyunoğlu Kütüphanesi’nde “Mecmua-i Külliyet-ı Şeyh Aliyy-i Semarkandi ve Şeyh Muhammet Nur Bahş” adlı bir eser bulunmaktadır. Ayrıca Semerkandi’nin Kitab-ı Lisan adlı Türkçe yazma bir kitabı olduğu söylenmiş, ancak kitap bulunup incelenememiştir.

  Şeyh Aliyy-i Semerkandi’nin Cami, Türbe ve Zaviyesi Hakkında Arşiv

Belgeleri:
  Başbakanlık arşivinde 1. numarada kayıtlı İl Yazıcı Defteri’nde Aliyy-i Semerkandi manzumesi vakfı ile ilgili şu bilgiler bulunmaktadır:
Zeyne’de Aliyy-i Semerkandi’nin Camii, türbesi ve zaviyesi vardır. Caminin vakfı yazılırken, “Şeyhin merkadi (mezarı) bu caminin kurbündedir (yakınındadır)” denilmektedir.

  Zeyne: Gülnar’a 24 km. uzaklıkta Gülnar-Mut yolu üzerinde bulunmaktadır. Denizden 315m. yükseklikte bir belediyeliktir. Şimdiki adı Sütlüce’dir. Göksu Irmağı 9km., Silifke –Konya yolu 10km. yakınından geçmektedir. Dört mahalleden oluşmakta, akdeniz iklimi hüküm sürmekte, herçeşit meyve ve sebze yetişmektedir. Bu sitenin yerleşim bölümünde Sütlüce (Zeyne) daha geniş yer almaktadır.

Devamını oku...
 


Kimler Çevrimiçi

Şu anda 19 konuk çevrimiçi
Yok

İstatistikler

Üyeler : 207
İçerik : 230
Web Bağlantıları : 6

Mesajlarınız



Giriş yapmamışsınız.

Ziyaretçi Sayacı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBu Hafta1818
mod_vvisit_counterBu ay1076
mod_vvisit_counterToplam93366

Üye Girişi


You are here  :